|
Ulugbey Kasabası Tarihçesi
SENIRKENT ULUGBEY KASABASI
VE VELIBABA TÜRBESININ TARIHÇESI
Eski adı İlgüp olan Uluğbey'in kuruluş tarihine
ait bir belge yoksa da buraya yerleşenlerin Selçuk akınlarından sonra
geldiklerine göre kasabamızın miladi 1071–1100 tarihleri arasında
kurulmuş olması gerekir. Bizanslılar devrinde daha mamur bir kasaba
olduğu, incelemeye değer tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Bunlardan
Bizans sanat ve işçiliğini gösteren kıymetli taşlar ve tuğlalar bulunmaktadır.
Bu örenler arasında Hisarardı, Musalla altı, Sağören, Eşekhisarı adı
verilen örenler sayılabilir. Veli baba türbesinin yapısında kullanılmış
olan işlenmiş Bizans taşları Musalla altındaki kilise harabesinden
getirilmiştir. Eğridere de bulunan çeşitli stildeki mağaralar görülmeye
değer eserlerdir. Bu civarda çalışan bahçıvanlar yeraltından küpler
buluyorlar bütün bu eserler kasabamızın birçok tarih olaylarının geçtiği
bir alan olduğunun gösterir.
Burası aynı zamanda Celâliler Devrinin ünlü şakisi Karahaydaroğlu
Mehmet ve onun Hicri 1043 tarihinde şehit ettiği Velibaba hazretlerinin
köyüdür.(Evliya Çelebi cilt:2,sayfa 472 de ve Naima tarihi cilt:4,sayfa
240,270,347,372 de Velibaba ya Karahaydaroğlu hakkında geniş bilgi
vardır.)Elimizdeki yazma Veliyiddin Gazi menakıbında Veli baba’nın
Karahaydaroğlu Mehmet’in dedesi olduğu, başkalarının teşviki üzerine
dedesini arkadaşı Katırcıoğlu ile birlikte öldürdüğü yazılmaktadır.
Mezarı Macaristan’nın Budin şehrinde bulunan Gül baba’nın Uluğbey’li,Veli
baba’nın amcası olduğunun bu menakıbdan öğreniyoruz.Türbe içindeki
boş bir merkabe Gül baba’nın makamı denilmektedir.Evliye çelebi ise
cilt:6 sayfa 225 te Gül baba’nın Trabzonlu olduğunu yazar.Osmanlı
tarihi Encümeni Dergisinin 15.sayısı Gül baba ve Türbesi hakkında
etraflı bilgi vermektedir.Yine menakıba göre Veli baba’nın babası
Veli dede Preveze Savaşına katılmış ve sonra Cezayir’de şehit düşerek
oraya gömülmüştür.Veli dede’ye ait olduğu söylenen tarihi bir cop(gürz)
türbede saklanmaktadır.
Uluğbey Türbesinde Veli baba’nın aile fertleri ile dedelerinin kabirleri
vardır. Menakıp, Velibaba’nın yedi göbek yukarı Hüyük dedeleri Hasan
Gazi Paşaların 1071 akımıdan sonra asker başı olarak buraya geldiklerini
kaydeder. Eğridir, Isparta ve Uluborlu’nun fetihlerinde yararlık gösterip
burada şehit düşmüşler. Köy arazisi Hasan Gazi evlatlarına kılıç tımarı
verilmiş, o sırada Malatya’da bulunan evlatları buraya gelip yerleşmişler.
Yüzyıllarca atadan evlada tımar beyliği yapan Veli baba cedleri emirlerindeki
sipahilerle birçok seferlere katılmışlar. Bu yüzden bazıları uzak
ülkelerde şehit düşüp kalmışlardır. Veli baba Hazretlerinin sisileleri
26 göbekte İmam Zeynelabidin’e ulaşmaktadır. Kendilerinin kahramanlıkları
ile birleşen Seyitlikleri çevrede, haklı oldukları şöhrete yükselmelerinde
etkin olmuştur.
Bu zatların üzerine yapılan muhteşem türbeye Veli baba zamanında yapıldığı
için “Veli baba türbesi” denilmiştir. Aslında Veli baba Hazretleri
Bu türbeyi Anadolu Beylerbeyi Murtaza Zor Paşaya nüfuz ederek, dedeleri
üzerine Hicri 1029 (Miladi 1610) tarihinde Murtaza Zor Paşaya yaptırmıştır.
Murtaza Paşa Maraş valisi imiş, sonraları Anadolu Beylerbeyliğine
getirilmiş.4.Murat’ın Bağdatı fethi sırasında Bağdat kalesi önünde
Hicri 1038 tarihinde şehit düşmüştür.(Naima tarihi Cilt 2,sayfa 404,414,425
te Murtaza Zor Paşa hakkında açıklama vardır. Feridun Fazıl Tülbentçi’de
“Kahramanlar Geçiyor” adlı eserinin 1 cildinde sayfa 106 da aynı konuda
bilgi vermektedir.
Veli baba Türbesi XVII. Yüz yılbaşındaki Osmanlı Mimarisin bir şaheseridir.
Türbenin girişi içten içe 4x2,8 m dir.İç kısmı ise 7x12,5 m dir.Türbe
ile bitişik caminin temellerine birlikte başlanmış,yontma beyaz ve
bazılarının üzerinde resim,haç yazı bulunan Bizans taşları kullanılmıştır.Duvarların
üst kısımları ile saçakları bu çevrenin kesme kum taşlarıyle çok emekli
bir şekilde bina edilmiştir.Dört kubbe ile örtülen Türbenin iç ve
dış görünüşü çok zariftir.Yüzyılların yıpratmasına karşı hala sapasağlamdır.
Kasabamız halkı bu tarihi ecdat eserini korumak için büyük çaba sarf
etmektedir.1895 ve 1954 yıllarında tarihi şekli bozulmaksızın esaslı
olarak iki kere tamir görmüştür. Daha önceki tamirler hakkında bir
kayda rastlayamadık.1895 onarımı Türbenin metevallisi Merhum Takiyittin
Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu onarımda kubbeler, saçak altları,
avlu duvarı yenilenmiş, gelişigüzel taşlarla örülen merkatler duvar
içine alınıp üzerleri sanduka ile örtülmüş, zamanla mezarlık yapılan
Türbe avlusu düzlenip çimlenmiş ve etrafı gül fidanı ve asma ağaçlarıyla
donatılmıştır.(Eylül 2008 itibariyle çamlık olan bahçede ziyarete
gelen misafirlerin ağırlanması yapılmaktadır.)Özellikle 1.Cihan Savaşı
sırasında bakımsızlıktan harap olan türbenin 1954 onarımı Mehmet ER
’in delaletiyle yapıldı. Duvarlar yazı ve şekillerle süslenip kubbeleri
sıvatıldı. Saçak taşları Sandıklı’dan getirilerek yenilendi. Avlu
kademeli olarak düzenlendi ve yüzlerce kavak yetiştirildi. Avlu onarımında
Eski Eserleri Koruma Derneği ile merhum Ali Rıza BAÐRIAÇIK’ın da emekleri
geçmiştir.
Türbenin kapıları doğuya açılmakta ve iki kapısından da ancak eğilerek
geçilmektedir. İç kapı üzerinde iki tane mermer kitabe vardır. Üstteki
birinci kitabe 30x40 cm boyutundadır. Bu dergahı Murtaza Zor Paşa’nın
yaptırdığını anlatır. İkinci kitabenin boyutları 30x40 cm dir.Bu kitabe
ise Murtaza Paşa’nın ölüm tarihini verir.
Kitabelerde şunlar yazılıdır.
I.Kitabe
“Bendei dergâhi âli Hazret-i Paşayi Zor
Niyeti halisle yapdırup Lillâh için
Aslı Çerkez Mürteza namı sebade hatemi
Misli bulunmaz (iki kelime okunamadı)Beytullah içün
Hamdeyüp anı içün didi Hilmi tarih
Türbe bünyad eyledi Kutb-u Veliyullah içün”
Ketebet-ül Fakir Hüseyin Veli
II. Kitabe
“Dasitan itdi cihanda ol kadım-ü lâyezel
Bu makam-ı dilküşa bu binayı cennet misal
Masivayı tert edüp buldu bakayı Cavidan
Mir-imiran server-i Zor Murtazaya zaval
Bende-i mutemet Mehmet Ağa Mazhar-ı asar olup
Hatm oldu şazi temam ilahi âhir Memi Ağa
Kâtip Derviş Mustafa sayd edüp
Taih içün mahi Muharremegazal”
Mimar Zuhuri
Türbe içinde tarih diye asılan levhalar bu kitabelere uymamakta ve
herhangi bir kaynağa dayanmamaktadır. Birinci kitabedeki “Türbe bünyad
eyledi”mısrasındaki “bünyad”sözcüğü temel atıp yeniden yapmak anlamına
geldiğinden Türbenin yapılışının Hicri 1029 tarihinde olduğuna şüphe
yoktur. Bu mermer belgelere göre Velibaba hazretleri türbeyi 1029
tarihinde yaptırmış olup,1038 tarihinde Murtaza Zor Paşa 1048 tarihindede
Velibaba hazretleri vefat etmişlerdir.
Birinci kitabenin son mısrası ile ikinci kitabenin”gazal” kelimesi
ebced hesabıyle tarib düşmektedir.
Birinci kitabe Velibaba’nın kendi el yazısıdır.
Çünkü Velibaba’nın adı Hüseyindir.babasının adı olan “Veli” yi mahlas
olarak ismi “Hüseyin Veli” olmuştur.Halk arasında ise Velibaba olarak
şöhret bulmuştur.Veliyittin Gazinin oğullarına bıraktığı ve oğuldan
oğla eklemeler yapıldığı menakıpta Arapça birkaç kaside ile dualar
ve virdler vardır.Velibabanın zamanımıza kadar gelmiş yazılı bir eserine
rastlanmadı.Eseri varsa bile zamanla kaybedildiğini sanıyoruz..Hasan
Gazi evlatlarının son yetişkini olan Velibaba hazretlerinin kendisini
tasavvufa vermiş,dedelerine ait tımar arziyi vakfa çevirtmiş,değirmenini
ve bağını türbe için vakfetmiştir.Bu işlemleri isbat eden vakfiyeler
ve beratlar elimizdedir.Ancak bu gün ortada bunlardan Evkafın elindeki
bir su değirmeni ile iki tane kazandan başka bir şey kalmamıştır.Vakıf
bağın kaybolduğu yerde Velibaba’ya ait eserlerin kaybolması işten
bile değildir.Bu yüzden ,üzülerek söyleriz ki Velibaba hazretlerinin
şahsi ilmi ve debi kişiliği hakkındaki etraflı bilgiye sahip değiliz.
Velibaba’nın kasabamız içinde,yer altında eski hali üzere duran bir
çilehanesi kalmıştır.Burada erbain geçirip çile doldurdukları ,zikir
ve ibadetle meşgul oldukları söylenir.Velibaba’ya ait olduğu söylenen
bir iki nefes varsa da bunların,Velibaba hazretlerini sena için halk
şairleri tarafından söylenmiş deyişler olduğu anlaşılmaktadır.Çevrede
Velibaba için söylenmiş bir çok rivayet ve efsaneler dillerde dolaşmaktadır.
Türbenin bitişiğindeki cami de Murtaza Paşa tarafından yaptırılmaya
başlanmış fakat Murtaza Paşanın şehit düşmesi üzerine yarıda kalmıştır.
Uzun yıllar böylece kalan cami nasılsa Tekke Mütesellimi Hacı İbrahim
Ağa ismindeki bir kimsenin yardımı ile tamamlanmış ve üzeri dam olarak
örtülmüştür. Eskiden itina ile örülen ve süslenen cami tavanı 1916
miladi tarihinde yıkılmaya yüz tuttuğu için halkın gayretiyle ve bu
günkü şekilde gelişigüzel onarılıp örtülmüştür. Camiin duvarları içinde
yerden iki metre yükseğe konulmuş mermer kemer ayakları vardır. Bu
ayaklar bize caminin de Türbe gibi kubbe ile örtülmek için planlanmış
olduğunu gösteriyor. Türbe ve cami olarak bu şekilde meydana gelen
Velibaba külliyesi Hicri 1278 tarihine kadar minaresiz kalmış Mehmet
ER’in büyük dedesi Ramazan Bin Halil’in himmetiyle boş kaidesine bir
minare yaptırılıp eserin tamamlanmasını sağlanmıştır.
Türbe içinde yatan büyüklerin merkadleri güneyden kuzeye doğru şunlardır.
Hasan Gazi, Hüseyin Gazi Paşa,Velibaba’nın valideleri Hatice Velibaba
hazretleri,Zevceleri Fatıma,Veliyiddin Gazi,Mustafa Gazi,Ali Müfret
ve Gülbaba’nın makamı.
Şu kısa özetle size,Velibaba Hazretleri ve Türbesi hakkında yaptığım
araştırmayı sunmuş bulunuyorum.Bu özetin bu gün elimizde bulunan imkanların
bağışladığı ölçüyü geçemeyeceğini göz önünde tutmak gerekir.İleride
daha geniş bilgi edinilebilirse buna eklenmeli ve tamamlanmalıdır.Daha
Geniş bilgi edinmek isteyenler gösterilen tarihi kaynaklara baş vurabilirler.Kusurlarıma
müsamaha ile bakılmasını sayın okuyucularımdan rica ederim.
Uluğbey:5.8.1965
Emekli Öğretmen
VELİYİTTİN OKTAY
Not:Bu araştırmayı
yapan hocamızı rahmetle anıyoruz.(Derleyen Hasan BATTAL)
|